Hoşgeldin Ziyaretçi
Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı/Email:
  

Şifre
  





Forumlarda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Üye Sayısı: 67
» En Son Üyemiz: Sevim_13
» Konu Sayısı: 188
» Mesaj Sayısı: 197

Tam İstatistik

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şu anda 5 çevrimiçi kullanıcı var.
» 0 üye | 3 Misafir
Google, Yandex

 
  4/B SÖZLEŞMELİ POZİSYONDA ÇALIŞANLARIN MERAKI GİDERİLEMEDİ
Gönderen: Admin - 05-10-2019, 04:08 PM - Forum: DİVA-SEN - Cevap Yok

Genelde tüm kurumlarda özelde ise Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 4/B Sözleşmeli statüde çalışan on binlerce devlet memurlarının durumları birçok defa dillendirilmiş olmasına rağmen, sorulara cevap verilmemesi ciddi manada hoşnutsuzluk oluşturmaya devam etmektedir. Kamuda çalışanlar arasında birçok manada ayrımcılığa tabi olan devlet memurları, haklı olarak söz konusu ayrımcılığın mantığını anlamak istemektedirler. Şöyle ki;
Kurum çalışanlarının bir kısmı 4/A diye nitelendirilen pozisyonda çalışmakta, bu kategoride çalışanların tayin-nakil, görevde yükselme ve yurtdışı görevlendirilmelerinde, ayrıca kurumun sunduğu özel haklardan yararlanma haklarına sahipken; aynı kurumda aynı işi yaptıkları ve aynı şartlarda görev aldıkları halde, bazı uygulamalarda ayrıcalık yaşadıkları hususu maalesef çözüme kavuşmuş değildir. Zira 4/B Sözleşmeli olarak tarif edilen ve sayıları azımsanamayacak kadar çok olan devlet memurlarının tayin-nakil, görevde yükselme, yurtdışı görevlendirilmeleri ve özlük haklarındaki farklılık, çalışma barışını da zedelemiş durumdadır.
Ancak, Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarında da bilindiği gibi, Öğretmenlerde kadrolu statüye geçmenin 4+2 olarak belirtilmesinden sonra, bu hususta Diyanet İşleri Başkanlığında görev alacak olanların da aynı şartlarda görev yapacakları kesinlik kazanmış durumda. Lakin uzun zamandan beri sözleşmeli olarak görev yapanların durumu ne olacak sorusunun cevabı henüz açıklığa kavuşturulmuş değil. Bu ise söz konusu statüde çalışanların görevde azim ve gayretlerini olumsuz yönde etkilemektedir.
En azından, madem bundan sonra görev alacak olanların dört yıl çalıştıktan sonra kadrolu pozisyona geçecekleri, aynı yerde iki yıl daha çalıştıktan sonra ancak tayin ve nakil taleplerinde bulunabilecekleri tespit edildiğine göre, daha önce aynı statüde çalışanlar da mezkûr uygulamadan faydalanabilecekler mi? Görevde yükselme sınavlarına girebilecekler mi? Dolayısıyla Dini Yüksek İhtisas Merkezlerine gidebilme şansları olacak mı?
Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve Diva-Sen olarak, 4/B Sözleşmeli pozisyonda çalışanların söz konusu konularda beklentilerinin karşılanması hususunu önemsiyoruz.
 
Mustafa ÇOPURSUZ
Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve
Dive-Sen Genel Başkanı

Bu öğeyi yazdır

  Sözleşmeli Personelin Özlük Hakları İyileştirilsin
Gönderen: Admin - 05-10-2019, 03:58 PM - Forum: Diyanet Bir Sen - Cevap Yok

Diyanet Bir-Sen Gençlik Kolları Başkanı Yunus Emre Karadağ, sözleşmeli personelin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyerek basın açıklaması yaptı.
[Resim: n51ahGABoQ4IMtwG.png&w=745]

     Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 4-A ve 4-B’li statü de çalışan personeller arasında ayrımcılığın rahatsız edici boyutlara gelmesi üzerine açıklama yapan Diyanet Bir-Sen Gençlik Kolları Başkanı Yunus Emre Karadağ, Diyanet Hizmet Kolunda 20 sendikanın bulunduğunu ancak bu sendikaların bir araya gelemediğini ve sorunların çözülemediğini belirterek şunları söyledi:

     “Diyanet Bir-Sen Gençlik Kolları Başkanı olarak, Diyanet Hizmet Kolunda faal sendikalara çağrı da bulunuyorum: Teşkilatımız da din görevlilerinin tüm sorunlarını bir araya gelebilirsek çözebiliriz. Dağınıklık, kargaşaya ve sorunların ötelenmesine neden oluyor. Gelin hep beraber sorunlarımızın çözümünde birlikte hareket edelim.

     Hemen belirtmeliyim ki sadece Diyanet Bir-Sen’in gençlik kolları faal çalışıyor. Genç ve dinamik din görevlilerinin içinde bulundukları durumu, meslekleriyle ilgili arzu ve isteklerini ve mesleki sorunlarını inceleyen, araştıran ve ilgililerin dikkatine sunan sadece biz varız.

     Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 40 bine yakın sözleşmeli personel çalışıyor. Bunlar, 4-A statü de kadrolu çalışanlarla aynı hizmeti veriyor. Aynı çileyi çekiyor, ancak özlük ve mali hakları aynı değil… İlkesel olarak bu ayrımcılığın hukukta da bir karşılığı olamaz. Kaldı ki insani olarak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik mevcut. Sırf sözleşmeli oldukları için bu adaletsizliği yaşamak zorundalar. Seslerini yükselttikleri zaman, “bütün şartları kabul ettiniz”” deniyor. İşsizliğin her gün arttığı, ekonomik şartların gün geçtikçe zorlaştığı bir dönem de ne yapsalardı? Çoluk çocuk besliyor, ev geçindiriyorlar. Dilenseler miydi? Vicdanı olanların vicdanlarına sesleniyorum: Diyanet teşkilatında çalışan sözleşmelilere öncelikli olarak kadro verilmelidir. Çeşitli nedenlerden kadro verilemiyorsa, o halde kadrolu çalışanlarla aynı haklara sahip olabilmeleri için özlük ve mali haklarında düzenleme yapın. Sözleşmelilere tayin hakkı, eğitim merkezlerine gidebilme hakkı, görevde yükselme, yurt dışında görev alma, doğu ve güneydoğu bölgelerinde görev yapan din görevlilerine can güvenliği tazminatı hakkı verilmelidir.

     Din görevlilerinin görevde yükselme ve tayin için her yıl girdikleri MBSTS sınavına 4-B’li çalışan sözleşmelilerin de girebilme hakkı var, ancak bu sınavda başarılı olsalar bile tayin hakları yok. Sınav için harcadığı onca para, harcadığı emek ve zaman boşa gidiyor. Bu adaletsizliklerin bir an önce giderilmesini istiyoruz.

     Diyanet Bir-Sen Gençlik Kolları olarak bir anket düzenledik. 13,917 din görevlisine sorduk;  4-B’li statü de çalışan sözleşmeli personele kadro verilmesi ilk sıralar da yer alıyor. İkinci olarak; özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerimiz de yaşanan lojman sıkıntısına çözüm isteniyor. Din görevlilerinin ahırdan bozma evler de oturmasına vicdanlarınız nasıl razı oluyor, buna nasıl göz yumabiliyorsunuz?Köy lojmanlarının olumsuz koşulları nedeniyle din görevlileri evliliklerini sürekli erteliyor. Önemli bir sorun da, eş durumundan tayin taleplerinde resmi ve özel sektör ayrımının yaşanmasıdır. Aileler parçalanıyor. Biz, ailelerin birleşmesinden yanayız. 

     Diyanet Bir-Sen Gençlik Kolları olarak, Kur’an, sünnet, vatan ve bayrak ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olan sendikamızın hak ve adalet arayışlarına tüm sözleşmeli çalışan din görevlisi kardeşlerimizin ses vermesini istiyorum. Bir çatı altında buluşalım, gücümüze güç katarak haklarımızı birlikte arayalım, sorunlarımıza birlikte çözüm bulalım. Teşkilatımız da kadrolu, sözleşmeli çalışan personeller ayrımcılığına son verilerek tüm çalışanların mutlu ve huzurlu çalışabileceği iş ortamını birlikte sağlayalım. Sonuna kadar haklarımızın arayışında ve mazlumun yanında olacağız.”

Bu öğeyi yazdır

  2019 Mbsts Sonuçları Açıklandı
Gönderen: Admin - 05-07-2019, 10:24 AM - Forum: MBSTS - Cevap Yok

DİB-MBSTS: Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı
[Resim: osym-mbsts-728x410.jpg]

DUYURU
(07 Mayıs 2019)

Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (2019-DİB-MBSTS) Sonuçları Açıklandı
13 Nisan 2019 tarihinde uygulanan Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (2019-DİB-MBSTS)değerlendirme işlemleri tamamlanmıştır. Adaylar, sınav sonuçlarına  07 Mayıs 2019 tarihinde saat 10.00’dan itibaren ÖSYM’nin https://sonuc.osym.gov.tr adresinden T.C. Kimlik numaraları ve aday şifreleri ile erişebilirler.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ÖSYM BAŞKANLIĞI

Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (2019-DİB-MBSTS) Sonuçları

Bu öğeyi yazdır

  Kadir Mısıroğlu vefat etti.
Gönderen: Admin - 05-06-2019, 12:40 AM - Forum: HABERLER - Cevap Yok

Tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu bir süredir tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında vefat etti..

[Resim: kadir-misiroglu-hayatini-kaybetti-728x410.jpg]
KADİR MISIROĞLU KİMDİR?
Kadir Mısıroğlu, 1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu. Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu ve sahibi.
İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Talebeliliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı dava mevzuu yapılarak hakkında Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. Daha sonra 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden sayısız dava açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da vazifeli bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince, hakkında daha evvel açılmış olan davaların, MSP davasıyla birleşmesinden doğacak ağırlıktan dolayı bazı arkadaşlarının ısrarı ile yurt dışına gitmek zorunda kaldı.11 yıllık gurbet hayatından sonra 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti. Mısıroğlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Şu anda Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nın da başkanıdır. Mısıroğlu bu vakıfta cumartesi günleri Cumartesi Sohbetleri adıyla konuşma yapmaktadır. Bu konuşmalarında hem takipçilerinden gelen tarih, siyaset, din, edebiyat ve gündemle ilgili birçok soruyu cevaplandırmakta ve tarihi konularda konuşmalar yapmaktadır.
Uluslararası faaliyetleri ve ödülleri
Kendi eserinde beyan ettiği üzere bir İslam Şurası toplamıştır. Bu uluslararası kongreye, Nazım Kıbrısi, İsa Al, Musa Serdar Çelebi, Ali Batman, Cemaleddin Kaplan ve İslam aleminden pek çok kişi katılmıştır. Birinci İslam Şurası 25 ve 26 Aralık tarihinde Gelsenkirchen Dickampstraße'de eskiden cami olarak kullanılmış geniş bir salonda tertip edilmiştir. Kongre bir bildiri de yayımlamış, bildiride imzası geçen İslam adamları şunlardır: Aslan Tok (İsviçre), Şerafettin Özkan (Fed. Almanya), Kadir Mısıroğlu (İngiltere) (çünkü o sıralarda Türk vatandaşlığından atılmış ve mavi pasaport ile İngiltere merkez olarak Almanya'da yurtsuz yaşıyordu), Muharrem Beyhan (Danimarka), Hanefi Ağırman (Fed. Almanya), A. İbrahim Savaş (Avusturya), Nadir Erbil (Fed. Almanya), Osman Deveci (Fed. Almanya), Atıf Yüksel (Hollanda), Ali Öztürk (Fransa), Enver Töre (Fed. Almanya).
Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Juri Hususi Ödülüne layık görülmüştür
.

Bu öğeyi yazdır

  ÖLÜMDEN SONRA SEVABI DEVAM EDEN AMELLER
Gönderen: Anka - 04-30-2019, 10:29 AM - Forum: Takvim Yaprağı Yazıları - Cevap Yok

Fakih Ebu’l-Leys Hazretleri, Tenbîhul-Gâfîlin kitabında der ki: “Ölüme şüphesiz bilgisi olan, çaresiz bir gün geleceğine ve en kıymetli hayatını terk edeceğine inanan kimseye ölüm için güzel ameller işlemek ve bütün fenalıklardan uzaklaşmak suretiyle hazırlık görmek lâzım olur. Zira bilmez ki, ölüm ne zaman gelecek.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, ölümün vaktini değil hallerini bildirmiştir ki, ölüm gelmeden önce fırsatı kaçırmayarak ahiret için hazırlansınlar diye” Peygamberimiz (s.a.v.), kişi vefât ettiğinde bazı amelleri hariç sevâbının kesileceğini bizlere haber vermektedir.
Sirac-ı Münir kitabında bu Hadîs-i Şerif’in şerhinde şunlar kaydediliyor:
“Âdemoğlu vefat ettiği vakit, on şeyden başka cereyan ve devam eden hiçbir ameli kalmaz. Onlar da şunlardır:
1-İnsanlara menfaat kasdiyle yaydığı ilimler, 2-Hayırlı müslüman evlad duası, 3-Hayır niyetiyle yetiştirilmiş meyveli ağaçlar, 4-Devamlı sadakalar, vakıflar, 5-Miras bırakılan Mushaf-ı Şerifler, 6-Kervansaraylar, hastahaneler, âmmenin faydalandığı her türlü hayırlı eserler, 7-Düşmana karşı hudut bekçiliği yeri, 8-Kuyu açmak veya bir su akıtmak, 9-Gelip geçen misafirlerin konuklanmaları için yapılan misafirhaneler veya zikrullah yerleri, 10-Kur’an-ı Kerim öğretmek için dershaneler ve ilim tahsiline mahsus mektepler.”
İnsanların hayırlısı, mümin kardeşlerine menfaati dokunan ve hususiyle hayırlı eserler bırakan zatlardır.”
(Ahmed Kemâleddin Üstün, 54 Farz Şerhi, s.218)


Mevlâna Takvimi

Bu öğeyi yazdır